Reklam

Giriş Formu
İstatistikler
İçerik Tıklama Görünümü : 187656

PostHeaderIcon Basketbolcu Olmak ve Basketbolcu Yetiştirmek

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 14
ZayıfEn iyi 
Sizin Görüşleriniz - Murat BİLGİN

Basketbolcu Olmak ve Basketbolcu Yetiştirmek


Temel tekniğini iyi oluşturmamış bir sporcu uzun süre üst düzeyde performans sergileyecek bir spor hayatına sahip olamaz. Erken yaşta doğru öğretim yöntemleri ile öğrenilmiş teknik eğitim, üst düzeyde başarılı bir performans ortaya koymanın temel ilkesidir. Bundandır ki doğru temel teknik, yapılan spor branşına uygun olarak eğitimciler tarafından iyi özümsenip doğru eğitim metotları ile öğrencilere/sporculara sunulmalı ve yanlışların anında düzeltilip basamaklamalar sabırla uygulanmalıdır. Eğitimcilerin başarının maç kazanmak değil, düzgün temel tekniğe sahip doğru eğitim almış oyuncular olduğunu anlamaları gerekmektedir.

Birçok öğrencimde basketbol sevgisini davranışlarından, konuşmalarından, gözlerinden gözlemleme şansım olur. Kalplerinde bu spora karşı açlık, kafalarında ileride NBA’de oynayan oyuncular gibi olma hayalleri… Beni hayal kırıcı olarak görmeyin; ama çocuklarımla yaptığım bütün konuşmalarda gerçekçi hedefler koymaları ve bu hedeflere ulaşmak için doğru yöntemlerle çalışmaları, çalışmaları, çalışmaları gerektiğini söylerim. Lebron James olmak isteyen kısa bir oyuncuma “Sevmek tamam; ama neden Cüneyt Erden ya da Kerem Tunceri' yi örnek almıyorsun?” derim ki verdiğim örnekler gerek Türk basketbolunda gerekse Avrupa'da yer etmiş, kısa oyunculara doğru örneklerdir. Oyuncu için doğru yöntem, görsel takip (bol maç izleme-kendi pozisyonundaki üst düzeydeki oyuncu ne yapıyor, nasıl oynuyor), ulaşabileceği hedef oyuncuyu gerçekçi çizgilerde belirleme, gerçekçi ve doğru davranış modeli sergileme olmalıdır. Kısa olmanın avantajları olan çevik olma, top hakimiyeti, belki de iyi şutör olma gibi becerileri ön plana çıkartılıp oyun tecrübesi ile gerçekleşebilecek hedefler belirlenmelidir. Unutulmamalıdır ki basketbol herkesin yapabileceği bir spordur. Eğitimciler olarak önemli olan, toplumun her kesiminin bu ya da herhangi bir spora katılımının ve katkısının sağlanmasıdır.

NBA'yi bilen, FIBA'yı bilmeyen genç basketbol tutkunu çocuklarımız var. FIBA Uluslararası Basketbol Federasyonu’dur. Türkiye Basketbol Ligi (TBL) ve Amerika dışındakiler federasyonun bu kurallarına göre basketbol oyununu oynarlar. Türkiye Basketbol Ligini bir defa canlı olarak izlememiş, maç izleme nasıl olur bilmeyen ve antrenörler, öğretmenler tarafından öğretilmemiş, gösterilmemiş çocuklarımız(nız) var. Sadece smaç vurmanın çekiciliğinde, temel teknikten ziyade sıçrama çalışmak isteyen çocuklar.  Dışarıdan pompalanan ve şişirilen ün, yıldızların ön plana çıkarttırıldığı, tamamen tüketim üzerine kurulu toplum, bu hazırcı topluma uygun bir gün var bir gün yok yıldızlar ve kısa yoldan oyuncu, kısa yoldan kazanmaya odaklı çocuk gelişimi ve psikolojisi üzerine eğitim almamış antrenörler ve onların kullandığı, bitirdiği gençler… (Sözüm gerçek eğitimcilerden dışarı.)

Gelin kendimizle hesaplaşalım. Kaçımız çocuklarımızın derslerini kontrol edip ihtiyaçları doğrultusunda ders imkânı sağlayıp takviye yaptırabiliyoruz? Kaçımız lise giriş sınav dönemlerinde kendi egolarımızı ve maçları kenara koyup çocuklarımızın eğitim geleceklerini düşünüyoruz? Kaçımız kazanma baskısı altına soktuğumuz o küçük yüreklerin çektiği sıkıntıyı biliyoruz? Kaçımız antrenmana aç mı, tok mu katıldığını ve ne kadar uykusunu aldığını biliyoruz? Okul spor kulüplerinin önemi burada ortaya çıkıyor. Sabah 07.00’de kalkıp 08.00’den 16.00’ya kadar okulda derslerine çalışan ve okul çıkışı 16.30-18.00 arasında antrenmanını yapan öğrenci; saat 19.00’da evde oluyor. Temizlik ve yemek derken saat 20.00 oluyor. 22.00’ye kadar ders tekrarı ve kişisel zaman, 22.00 yatış. 22.00 ve 07.00 arası uykuda geçen 9 saatlik dolu dolu dinlenme zamanı. Hangi okul dışı spor kulübü beden eğitimi öğretmenlerinin ve okulların sunduğu bu akademisyen-sporcu olanağını sunabilir. Cevap mı? Hiçbiri!

Dikkat edelim arkadaşlar. Amacımız sağlıklı gelişime sahip, hayata hazırlanan, sosyal bireyler ortaya çıkarmak. Hırslarımız yüzünden çocuklarımızın gelecekleriyle oynamayalım. Burada basketbol branşlı beden eğitimi öğretmeni arkadaşlara düşen görev; çalıştıkları okullarda mümkünse okul kulüp takımlarının kurulumuna ön ayak olmaları ve bilfiil çalışmalara katılımları ile ellerindeki öğrenci potansiyelini sonuna kadar kullanıp sporun gelişimini sadece kulüp bünyesindeki antrenörlere bırakmamalarıdır. Unutulmamalıdır ki esasen kulüplerin oyuncu potansiyelini geliştirebilmeleri için beden eğitimi öğretmenince eğitilmiş ve basketbol sporuna yönlendirilmiş gençlere ihtiyacı vardır.

Ütopik gelebilir. Altyapılarda bir lig düşünün ki her okulun bir takım kurmak zorunda olduğu ve önce ilçe, sonra ilçede dereceye giren takımlardan il ve ilde dereceye giren takımlardan Türkiye Şampiyonası’nın daha fazla sayıda maçla yapıldığı ve kulüp takımlarının sadece A takım seviyesinde liselerden ve üniversitelerden oyuncu aldığı, akademik eğitimle sporun bir arada olduğu bir sistem. Böyle bir sistemde hiçbir çocuk; sakatlandığında, fiziksel gelişimi durduğunda ya da ders başarısı düştüğünde gelecek kaygısı duymazdı; çünkü ders çalışacak zamanı olurdu.

Yıllardan beri okul-kulüp iş birliğinden bahsedilir. Ne hikmettir ki bu iş birliği hep kulüp tarafınadır. Fiziksel özelliği bulunan çocuk beden eğitim öğretmeni tarafından kulübe yönlendirilir; ama antrenör sanki öğretmenin hükmü yokmuş gibi ya okul takım antrenmanlarına oyuncuyu göndermez ya da maçlara. Antrenörler ya da kulüp yetkilileri; kulüp oyuncularını, okul kamuflajı altında bir okula anlaşmalı yerleştirip istediği zaman antrenmana alabilen, dersten çekip çocuklara hayatın sadece basketbol olduğunu göstermeye çalışan fanatik birer ego yığını olabilirler. Ve olmuşlardır.

Yüce Önder Atatürk'ün: ''Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.'' sözü Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin yasaklı maddeler listesinde de yer alan performans artırımı için kendi sağlığını düşünmeyen doping ve uyuşturucu madde kullanan “sporcu” diye geçinen müsveddelere, sporda yaş küçültme ile insan emeğini çalan hırsızlara küpe olmalıdır. Toplum böylelerine prim vermez, zamanı geldiğinde ayıklar. Gerçek yaşlarından küçük yazılan antrenör ve kulüp teşvikli, veli onaylı bu tip kişiler; Türk sporunun önünü kapamakta, kendi yaş grupları içinde takım arkadaşlarının zamanını ve gelişimini engellemekte, rakip oyuncuların hakkını haksız mücadele ile gasp etmekte, rakipte fiziksel ve psikolojik zararlar vermektedir. Bu tip kişiler erken gelişimlerini tamamladıkları için A takım seviyesinde duraklamaya girmekte, geleceğin sporcusu olarak lanse edilenler eriyip gitmektedirler…

Atam’ ızın şu anlamlı sözleri biz eğitimcilere ve yeni kuşak siz gençlere rehber olmalıdır.

“Türk sosyal bünyesinde spor düzenlemekle vazifeli olanlar, Türk çocuklarının spor hayatını yüceltmeyi düşünürken sadece gösteriş için herhangi bir yarışmada kazanmak azmiyle spor yaptırmazlar. Esas olan, bütün yaştaki Türkler için beden eğitimi ve terbiyesini sağlamaktır.


Murat BİLGİN
BJK Altyapı Antrenörü